Cinsellik ve Cinsiyet

Kendi Bedenini Tanıma

Cinsiyeti belirleyen ve cinsiyet için aşamayı oluşturan ilk süreçler çocuk ana rahmindeyken olur. Fakat cenin gelişimi ve bebeklik boyunca fiziksel oluşumun ötesinde cinsiyetler arasında küçük farklılıklar vardır. Cinsiyet karmaşık bir psikolojik yapıdır. Kız ya da erkek olmanın ne olduğu konusunda düşünce ve hayaller içerir. Bu düşünce ve hayallerin bazıları bilinçli bazıları bilinçsizdir. Bizim çocuğun cinsiyeti olarak bahsettiğimiz şey ergenlerin cinsiyetinden önemli bir oranda farklı olmasına rağmen ikisinin de temel karakteristik devamlılığı vardır. Çocuk ortalama on sekiz ay ve altı yaşları arasında zamanla bir cinsiyet rolü edinir. Bu sürecin sonuna doğru her iki cinsiyetten birden olamayacağını ve bedeninin kendi kısıtlamalarının ve anatomisinin olduğunu anlar.

Üç-Altı Yaş Arası Şiddetli Merak

Bu yaşta, erkek dişi ayırımının olduğunu veya herhangi birinin erkek mi kız mı olduğu bilinir. Çocuklar insanları cinsiyetlerine göre ayırırlar. Fakat bu kategoriler kendilerine özgüdür ve geçicidir. “ O, bir kız çünkü fırfırlı çorap giyiyor.” Bu yaşlarda çocuklar insanların vücutları arasındaki değişiklikler hakkında oldukça meraklıdırlar. Sadece dişi erkek değil, büyük, küçük zayıf, güçlü, güçsüz. Çocuğun oyunları da bu farklılıklarla oluşan çeşitli sorulara tatminkar cevaplar bulma girişimleri tarafından etkilenir. Aile ise tüm bu soruların araştırılabileceği bir laboratuardır. “ Küçüksem çaresiz miyim? Büyük ve güçlü olabilir miyim? Bir gün büyüyebilecek miyim? Annem ve babam kadar büyük olsam ne yapardım?” Üç yaşlarında başlayan cinsellikle ilgili sorular okul çağına kadar tamamlanır. Anne ve baba, okul öncesi eğitim öğretmeni uyum içinde ilk cinsel bilgileri çocuğa vermekle yükümlüdürler.

Okul öncesi çocukların cinsel hayalleri ve karşı cinsle ilgili bilinçli beklentileri ve deneyimleri yoktur. Bu yüzden çekinmek doğru değildir. Verilen bilgiler somut gerçekler şeklinde yer eder. Çocuklar çok küçük yaşlarda kendi bedenlerini tanırken cinsel organlarını da tanırlar ve karşı cinsle farklı olduklarını anlayınca nedenini sorarlar. Daha sonra gebe annelerle ilgili sorular sormaya başlarlar. Bebeğin nerede durduğu, nasıl dışarı çıktığı, içeriye nasıl girdiği, en son da babanın rolü merak edilir. Çocukların cinsellikle ilgili sordukları sorulara eksik ya da kaçamak cevaplar vermek neredeyse bir gelenektir. Bazen de cevaplar iyi ancak beceriksizcedir. Nasıl doğduğunu soran küçük bir kıza, annesinin bir çocuğu olduğu zaman duyduğu sevinç yerine çektiği korkunç sancıları anlatması gibi. Leyleğin getirdiği, kapı önünde bulunduğu, lahanadan çıktığı masalları da hala yaygındır. Ancak çocuğa gerektiği kadar, açık ve doğru bilgi vermek önemlidir.

Ne Yapabiliriz?

Bebeğin dünyaya gelişiyle ilgili sorular; annenin karnında özel bir kese olduğu ve bebeğin burada büyüdüğü, yeterince büyüyüp zamanı gelince yine özel bir yoldan doğumla dışarı çıkacağı şeklinde cevaplandırılabilir. Doğum yolunun idrar yapılan açıklığın arkasında olduğu, sorulursa anlatılır. Bazı çocuklar burayı görmek isteyebilir. Oyuncak bebekte doğum çıkış yerini göstermekten çekinmemek gerekir. Annenin içinde bebeği oluşturmak için tohumlar bulunduğu, ancak bebek yapmak istendiğinde babanın tohumlarının da gerektiği soru olduğunda açıklanır.
Çocukların diğer insanların vücutları hakkındaki meraklarının yoğunluğu heyecanlı ve bazen utandırıcı olabilir. Çoğu ebeveyn için çocuklarını özel alanlarının dışında tutmak ve merakının doğal ve kabul edilebilir olduğu arasındaki rahatlatıcı dengeyi kurmak zordur. Bazı ebeveynler vücuda karşı iletilen rahat ve doğal tavırların mahremiyetlerinden vazgeçmenin bir diğer yolu olduğunu hissederler. Çocukların diğerlerinin vücutlarına olan ilgisi bazen sınırları aşsa da doğaldır ve art niyet içermez.

Çocuğunuz sizin vücudunuzu gözlemlemeye veya dokunmaya çok istekli olduğunda en mantıklı tepki, şok ve dehşetten ziyade tolerans ve merakın kabulüdür. Çocuğunuz ve size en uygun gelen dili kullanarak mahremiyetin değerini karşılıklı olarak açıklayabilirsiniz.
“İnsanlar çıplak olduğunda başkalarının kendisine dokunmasını ve bakmasını sevmezler. Bir kimse dokunulmak ve bakılmak istemiyorsa senin de onlardan isteyeceğin gibi sende, onlara saygı duymalısın. Onlara olan sevgini başka yollardan gösterebilirsin.”

Cinsiyetin Oluşumu

“Cinsiyet belirleme özü” fikri bazen çocuğun erkek mi yoksa kız mı olduğuna temelden inanışına yöneliktir. Bu inanış her zaman çocuğun gerçek anatomisine uygunluk gösterir. Çünkü bu psikolojik bir yapıdır, bazı çocukların cinsiyet belirme özü onların anatomilerine uygunluk göstermeyebilir. Cinsiyet rolü fikri, bazen bir bireyin hangi cinsiyet için uygun davranışlarının neler olduğu hakkındaki fikir ve fantezilerine yönelik yapılmıştır. Cinsiyetin şekillenmesi çocuğun ebeveynleriyle ilişkilerinden, bir erkek ve bir kadının ne olduğu konusunda kültür değerlerinin ebeveynler tarafından ona aktarımından, çocuğun bedeni ve bedensel deneyimleri ile alakalı deneyimlerinden etkilenir.

Çocuğun Cinsiyeti Hakkında Endişeler

Eğer çocuk olduğu cinsiyeti kabullenmek istemiyorsa ya da aslında bu cinsiyete ait olmadığını öne sürüyorsa ve bu istek ısrarlı, katı, yıkıcı ve sonunda onun kimlerle oynayacağını, neler giyeceğini belirliyorsa çocuğun cinsiyet kimliğin oluşumu konusunda endişelenebiliriz. Erkek olmayı isteyen kız, örneğin kızların uzun saçlı olması gerektiğini (ki bundan nefret eder), hiç bir sporu yapamadığını (çok sevdiği), devamlı tartışmalarda pes etmemesi gerektiğini anlayan bebekler olduklarını ve bunun gibi şeylerde ısrar edecektir. Bir kız olmayı arzulayan erkekse, basmakalıp şekilde feminist olmak ister. Uzun dalgalı saç, sürekli elbise giyme isteği ve benzeri. Böyle cinsiyet karmaşasında olan çocuklar kim oldukları konusunda belirsizliklerden acı çekerler. Bu belirsizlikler karşısında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Çocukların soruları cevaplanırken;

  • Kızların bedeni ile erkeklerin bedeninin farklı olduğu söylenmelidir.
  • Sorular cevaplanırken olabildiğince anlaşılır ifadelerle akıl karıştırmadan, yalnızca gerekli ama yeterli bilgi vermek en doğrusudur. Aksi halde yanıtlanmayan sorular başkalarına sorulurlar.
  • Ayıplayıp susturma daha da meraklanmaya neden olarak iç çatışma yaratabilir.
Alıntıdır.
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir