Çocuklarda Alt Islatma

Sekiz yaşındaki çocuğum hala yatağını ıslatıyor !

Yatak ıslatma çocuklar arasında karşılaşılan en sık sorunlardan biridir.  Değerlendirmelerde 5 yaşın üzerindeki çocukların yüzde yirmisinde bu sorunun yaşandığı görülmektedir.  Altını ıslatma (Enürezi) iki türde görülebilir. Birincisinde çocuk neredeyse her gece yatağını ıslatır ve geceleri tuvalate kalkma alışkanlığını henüz geliştirememiştir. İkincisinde çocuk tuvalate kalkma alışkanlığını geliştirmiş ancak uzun bir kuru kalma dönemi sonrasında birden yatağını ıslatmağa başlar. Birinci türdeki vakalar daha sık görülür ve görece uzun dönemli bir iyileşme sürecini gerektirir.

Çocuğunuzun yatak ıslatma sorununun olası nedenleri nelerdir?

Geceleri yatağını ıslatmaması için bir çocuğun öncelikle tuvaleti geldiğinde uyanabilmesi, ikincisi kalkana kadar bir süre tuvaletini tutabilmesi gerekmektedir. Bu, sinir sisteminin ve mesane bölgesindeki kasların gelişmiş olmasıyla ilgili bir durumdur. Bu gelişim bazı çocuklarda diğerlerine göre daha geç olabilir. Özellikle anne ya da babada bu gelişim gecikmiş ve çocukluk dönemi sonuna dek tamamlanmamışsa genetik olarak benzer bir durumu çocukta da gözlemek olasıdır. Bu durum çocuklarda görülen birinci tür enurezinin başlıca nedenidir.

Çocuklarda görülen ikinci türde enurezinin nedenlerinden biri ailede yaşanan bir değişimin sonucu olabilir. Ailede yaşanan bir ölüm, boşanma ya da küçük çocuklar için aileye bir kardeş gelmesi birden bu tür bir sorunla karşılaşılmasına neden olabilir. İdrar yolu ya da mesane enfeksiyonu özellikle kızlarda altını ıslatma nedeni olabilir. Bu durum idrar tahliliyle tespit edilir ve antibiyotik tedavisiyle giderilir. Şeker hastası ya da kan şekeri yüksek olan çocuklarda da geceleri altını ıslatma görülebilir. Çocuğunuz aşırı açlık ya da susama, sıklıkla tuvalete gitme ihtiyacı, kilo kaybı, bitkinlik, mide bulantıları, nefes kokusu yaşıyorsa şeker hastalığındaki çok su tüketimine bağlı yeniden altını ıslatmağa başlayabilir. Çok nadir olarak yatağını ıslatma sorunu doğuştan mesane sfinkter kasının olmamasına ya da omurgadaki bir deformasyona bağlı olabilir. Genellikle doğumdan gelen bu tip bozukluklar çocukların gece ve gündüz altlarına kaçırmalarına neden olur. Bazen daha önce tuvalet alışkanlığı kazanmış bir çocuk omurga gelişimindeki düzensizliğe bağlı da sonradan yatağını ıslatmağa başlayabilir. Yatak ıslatmak bunların dışında uyku bozuklukları ile ilgili de olabilir. Çocuk çok derin ya da fazla uyuyor olabilir. Çocuğun gündüzleri çok uykusu geliyorsa, sabahları zor uyanıyorsa ya da sıklıkla kabus görüyorsa durum uyku bozuklukları ile ilgili olabilir. Fiziksel travmalar nadiren erkek çocuklarda yatağı ıslatmağa neden olur. Ancak kız çocuklarda bisikletin selesinden kaymak gibi çok hafif durumlar bile mesane kontrolünde azalmağa ve altını ıslatmağa neden olabilir. Benzer şekilde cinsel tacize maruz kalmış bir çocuk da mesane kontrolünü bir ölçüde yitirebilir.

Çocuğunuzun yatak ıslatma sorununun üstesinden gelmek için neler yapabilirsiniz?

Ailelerin bu konuda yapabileceği öncelikli en önemli şey bu durumun çocuğun hatası olmadığını kabul etmek ve bunu işlevsel bir sorun olarak görüp gerekli uzman desteğini almağa yönelmektir. Belli bir yaşın üzerinde olup yatağını ıslatıyor olmak çocuk için utanılacak bir durum olabilir. Anne ve baba çocuklarına duygusal desteği vererek çocuğun yanında olduklarını hissettirebilir, çocuğa güven ve moral verebilirler. Anne ve baba çocuğun ihtiyaç duyduğu mahremiyeti sağlayarak bu sorunun kardeşlerinin ve başka çocukların yanında gündeme gelmesini engelleyebilirler.  Kardeşleri ve diğer çocuklar bu konuda çocuğunuzla dalga geçmemeliler. Uzman bir tıp doktoru çocuğunuzun altını ıslatma sorununun birinci türden mi yoksa ikinci türden mi olduğunu belirleyebilir. Her iki türden birinde ya da diğerinde olsun çoğu durumda bir uzman psikolog, doktorun da tespiti ışığında aile ve çocukla çalışarak yardımcı olabilir. Bu süreç, bilgilenmeği, bilgilendirmeği, tutum yönlendirmesini ve davranışsal terapiyi içeren bir süreç olup anne baba ve çocuğun birlikte çalışmasını gerektirir.

 

Uzm. Psk. Aylin Özeren

www.sekoyapsikoloji.com

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir