cekingenlik

Çocuklarda Çekingenlik

Çekingenlik Nedir?

Çekingenlik sözlük anlamıyla, kişilerin başkalarıyla konuşurken veya yardım isterken yaşadığı güven yetersizliğidir. Burada söz konusu olan güven yetersizliği, kişinin davranışlarını kısıtlayan, “Hakkımda ne düşünülür?”, “Ya yanlış bir şey yaparsam ne olur” gibi gerçekçi olmayan düşünce ve davranış biçiminde kendini gösterir. Çekingenliğin her yaşta görülebileceği bir gerçektir. Ancak temelinde çocukluk yaşantılarının olduğu ve yetiştirilme, güven aşılama, sorumluluk verme aşamalarında yerleştiği düşünülürse, çocuklarımızı yetiştirirken biz anne babaların onlara ne yaptığımızı fark etmemiz, doğru davranış biçimlerini kazanmamız çok önemlidir.

Çocuğum Çekingen Mi?

Çocukların çoğu yabancılar karşısında ismi sorulduğunda, kendisine yaklaşmaya çalışıldığında kaçabilir, utanabilir. Kimi çocuklar yabancılarla çok rahat ilişki kurarken kimisi ağlar, annenin babanın arkasına saklanır, ortamdan uzaklaşmak ister. İnatla susar, sesleri çok kısık ve zorla çıkar, yabancı bir ortamda yerinden kıpırdamaz, ebeveynlerinin yanından ayrılmak istemez, hatta yaşıtlarıyla oynamak bile onun için çok zordur. Bu tür çocuklar anne babalar tarafından aslında çok kolay fark edilirler ancak yorum çoğu zaman yanlış olur, “yabani”, “çok sessiz”, “inatçı” gibi yakıştırmalarda bulunulur. Bazen de bu durumdan memnun olan ebeveynler görürüz, “benim çocuğum çok usludur, yanımdan ayrılmaz, ağzı var dili yok” gibi gurur duyduklarını gösteren ifadelere rastlarız. Aileyi yormuyordur, sessiz, sakin bir çocukları vardır ve hatta bir çocuğun olması gereken de bu değil midir? Kimi ailelerde ise bu durum çok sert karşılanır, çocuk her ortamda zorlanılır, eleştirilere maruz kalır. Çocuğun halinden memnun olunmadığından “kime çekti bu çocuk bilmem ki, bizde kimse böyle değil” şeklinde ifadeler duyulur.

Elbetteki her çocuktan girdiği her ortamda aynı davranış biçimini göstermesini bekleyemeyiz. Elbette çocuklar arasında davranış biçimleri açısından farklılıklar olacaktır. Kimi çocuk çok girişken diğerleriyle çok kolay iletişim kurarken, kimisinin sessiz olması, kendi kendine yetmesi oldukça doğal bir durumdur. Bu durumun çekingenlikle karıştırılmaması oldukça önemlidir. Anne babaların endişelenmesini gerektiren asıl çekingenlik özellikle daha ileri yaşlarda okul döneminde görülen çekingenliktir. Girdiği her yeni ortamda, karşılaştığı her yeni durumda kendisine güvenmediği için aşırı çekingenlik gösteren çocuklar bizi ilgilendirmelidir. Bu çocuklar özellikle okul döneminde çok sorun yaşarlar. Aile ortamında o zamana kadar sessiz olarak gözlemlenen çocuk genellikle oyunlara katılmaz,oyunlara katılımı arkadaşının veya öğretmeninin ısrarıyla olur, derste bir varlık göstermez, hiçbir sorumluluğa girmez, ödevlerini yapmaz. Ayrıca üzerinde devamlı bir ürkeklik hali söz konusudur. Aşırı çekingenliğinden dolayı öğretmeninden tuvalete gitmek için izin isteyemeyip altına kaçıran çocuk vakası bile duymuşumdur. Burada çocuğun akademik ve sosyal yaşantısını oldukça olumsuz etkileyen bir sorundan bahsetmekteyiz. Bazı ileri vakalarda saldırganlık, parmak emme, ileri geri sallanma, mastürbasyon, kendi saçını kulağını çekme gibi davranış problemleri eşlik eder.

Nedenleri

Çocuklarda görülen çekingenliğin nedenlerine baktığımızda bu tür çocuklarda görülen en önemli eksiklik güven duygusudur. Güven duygusu çocuğun güçlü bir kişiliğe, yüksek bir egoya sahip olabilmesi için gereklidir. Buradaki güven ile hem kendisine hem de ebeveynlerine duyduğu güven kastedilmektedir. Kendine güven duygusu; ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın kendisinin iyi bir çocuk olduğuna dair inancını, ebeveynlerine duyduğu güven ise ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın onlar tarafından sevileceğine, korunacağına olan inancını göstermektedir. Ne yaparsa yapsın sevginizin azalmayacağını, size her zaman güvenebileceğini hissetmek ihtiyacı içindedir. Burada elbette her istediğini yapmak ve onaylamak kastedilmiyor, hata yapabileceği ve bu hatanın bedelinin sevgisizlik olmadığı kastediliyor. Bir şey yapmasına izin vermediğinizde hep haksız ve yanlış olduğunu hissettirmeden, sevginizin devam ettiğini bilmesi yeterlidir.

Anne baba olarak ona olan sevgimiz ve şefkatimiz asla kaybolmayacaktır. Güven duygusu yaşamın ilk yıllarında temeli atılan bir duygudur, bebekken onu hep korudunuz ihtiyaçlarını giderdiniz, büyüdüğünde de bu şefkat ve korunmaya ihtiyacı vardır. Karşılaştığı güçlükler ve yeni durumlar karşısında karar alabilmesi gerekmektedir. Bu sorumluluk ister ve bu sorumluluğu ihtiyaç duyduğu bu söz konusu güven duygusu ile taşıyabilir. Kendisini anlayış ile takip eden ve hep yanında olacağınıza inanan çocuk, böylelikle bilmediği durumlara da korkmadan çekinmeden göğüs gerebilir. Ancak ne kadar sevgi ve ilgi dolu olsalar da anne babalar bilmeden, istemeden bu güven duygusunu zedeleyebilirler. Çocuğa aşırı ilgi ve ihtimam göstermek, onun yerine kendisine hiç fırsat vermeden ihtiyaçlarını gidermek, hata yapmasına izin vermemek, her hareketini “düşersin, kırarsın” diye engellemek veya engellemeye çalışmak, sorumluluk vermeyerek, yanlış bir şey yaptığında şiddet göstermek veya “artık seni sevmiyorum, ben senin annen değilim” diye tepki göstermek, yaptığı her faaliyeti “olmadı, bak işte yapamadın, beceremedin, bırak ben yapayım “ diyerek eleştirmek şeklinde bitmeyen düzeltmeler, uyarılar, şikâyetlerle bilmeden istemeden bunaltırlar.

Bu tür kişiler aşırı mükemmeliyetçi, hata toleransı olmayan, sürekli çocuğundan beklenti içerisinde olan kişilerdir. Çocuğun kendisine tereddütle yaklaşmasına, bir şey beceremediği inancına sahip olmasına, karar vermekte zorlanmasına neden olurlar. Bu tür davranışların altında ebeveynlerin çocuğa yükledikleri düşünce“ biz seni onaylamıyoruz!” düşüncesidir, annesi, babası bile onaylamazken yabancılar onu nasıl beğenebilir?

Çocuk sevgi ve şefkatinizden şüphelenmeden, ona daima yol göstereceğinizden emin olarak yanında olduğunuzu bilmelidir. Ayrıca hep haksız olduğu vurgulanmamalıdır. Büyükler de yanılabilir, hata yapabilir. Küçük olması hep haksız olduğunu göstermez. Bu durum zaten sonsuza dek sürmeyecektir. Kendi kendine karar vermeye başladığında onu daima kontrol etmenize gerek kalmayacaktır.

Neler yapmalısınız?

Aşağıda size kendi kendinize neler yapabileceğiniz konusunda yardımcı olacak bazı ipuçları yer alıyor, ancak aşırı çekingenlik vakalarında, davranış problemlerinin eşlik ettiği durumlarda psikolojik destek almaktan çekinmeyin.

  • Çocuklarınıza erken yaşlardan itibaren sorumluluk duygusu vermeye çalışın. Yemeğini, temizliğini, giyinip soyunmasını kendi başına yapması için teşvik edin. Dökebilir, kırabilir ancak, kişilik gelişiminin her şeyden önemli olduğunu unutmayınız.
  • Aşırı derecede ilgi göstermeyin, korumayın, kendi başına deneyip, öğrenmesi için teşvik edin. Hata yapabileceğini ve bunun doğal olduğunu bilsin.
  • Onun yerine karar vermeyin, iki seçenek sunarak bunların arasından seçim yapmasına olanak tanıyın. Sunacağınız yemekler arasından veya kıyafetler arasından kendi seçtiği yemeği yemesini ya da kıyafeti giymesini sağlayın. Böylelikle karar vermesini teşvik edeceksiniz.
  • Eleştirmeyin, yol gösterin. Yanlış yaptığında bunun sebeplerini tartışın, yanlışını nasıl düzelteceği konusunda destek olun. Hep yanınızda olduğunu ve destek olduğunuzu bilsin.
  • Başka çocuklarla değil kendisiyle kıyaslayın. O tek ve biricik. Başkasına benzemek, onun gibi olmak zorunda değil. Dikkatini yapamadıklarına değil, yapabildiklerine yoğunlaştırın.
  • Asla şiddet göstermeyin. Şiddeti bir problem çözme aracı olarak öğretmeyin.
  • Kendisini ifade etmesine olanak sağlayın. Fikirlerini alın. Aileyi ilgilendiren konularda onu da bilgilendirin ve fikrini sorun, saçma bile olsa onu dinleyin ve uygulanamayacak bir şeyse neden uygulanamayacağını anlayacağı dilden açıklayın.
  • Topluluk içinde onu aşağılamayın, yanlış bir şey yaptığında görmezlikten de gelmeyin sebep ve sonuçlarını açıklamasına ve tartışmasına olanak sağlayın.
  • Okulda gruplara, çalışmalara, drama kurslarına katılmasını destekleyin. Gerekirse sınıf öğretmeniyle işbirliği yaparak sınıf ortamında da öğretmeninden destek isteyin. Faaliyetlere katılması kendine olan güvenini arttıracaktır.
  • Yeni denemelerine, çabalarına gülmeyin, eleştirmeyin, bekleyin, gerekirse destek olun. Her başladığı işi tamamlamasını sağlayın. Yapamayacağı, tamamlayamayacağı işleri kendisinin fark etmesine olanak sağlayın, tartışın, üstünde konuşun. Onun yerine faaliyetleri hakkında karar vermeyin, gerekirse seçenekler sunun, beraber karar verin.
  • Spor, satranç, tiyatro, müzik, resim gibi destek faaliyetlerden yararlanın. Bunların çocuk gelişimine katkısı yadsınamayacak kadar çoktur. Bunları mükemmel yapmasına hiç gerek yoktur, önemli olan bu faaliyetlerden en az birisine duyduğu ilgidir.
  • Hiçbir konuda baskı yapmayın, ona zaman verin. Isınması için, denemesi için zamana ihtiyacı olabilir.
  • Aptal, beceriksiz, inatçı gibi yakıştırmalar yapmayın. Kendisine bu etiketlerle yaklaşmasına ve kılıf bulmasına neden olmayın.
  • Ondan beklentileriniz konusunda açık, net olun. Kafasını karıştıracak cümleler kurmayın. Tutarlı olun.
Alıntıdır.
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir