Minik Okul

Minik Okul, Okulöncesi Eğitim, Çocuk Gelişimi, Psikoloji, Anne, Baba, Kardeş, Aile, Rehberlik, Sayfa çalışmaları

Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Fiziksel Ortam

Piaget, bir çocuğun daima yeni şeyler görmek ve duymak isteyeceğini ifade eder. Çocukların zihinsel gelişiminin de bu çevresel fırsat ve durumlardan etkileneceğini vurgular. John Dewey ve sonraki eğitimciler ise en iyi öğrenme yolunun deneyime dayalı olduğunu belirtirler. Maria Montessori, çocuklara somut deneyimler ve çok iyi tasarlanmış materyallerle donatılmış bir çevre hazırlandığında üst düzeyde bir öğrenmenin gerçekleşeceğini ifade etmektedir.

Son yıllarda eğitimciler, mimarlar ve araştırmacılar sınıfların tasarımının çocukların davranışlarını büyük ölçüde etkilediğini ortaya koymuşlardır. Colorado Üniversitesi’nden Psikoloji Profesörü James Banning; “Biz binalara şekil veriyoruz, onlar da bize” diyerek fiziksel çevrenin bireylerin davranışlarını oluşturmada ne denli önemli olduğunu ortaya koymuştur. Sameroff ve Chandler (1975)’in işlemsel teorisine göre çocuğun gelişimi sadece çocuğun biyolojik özelliklerine veya çevresine bağlı değildir. Çocuk ve fiziksel alan, zaman içerisinde bazı noktalarda birbirlerini etkilemektedir. Örneğin iyi tasarlanmış bir fiziksel alan çocuk için çekici olmakta ve çocuk fiziksel alana olan olumlu duygularını okul, öğretmen ve arkadaşlarına yansıtabilmektedir. Fiziksel alan öyle ayarlanmalıdır ki hem çocuk tek başına yeterli olmalı, hem de aynı yaştaki çocukların aynı etkinliği yapma isteği engellenmemelidir. Bu da uygun alan kullanımıyla gerçekleşir. Küçük yaştaki çocuk gruplarıyla, büyüklerin dışarıya çıkarılması farklı zamanlarda olabilir.

Yeterli alanın olup olmadığı çocukların birbirleriyle olan ilişkileri ve aktivitelere katılımları gözlemlenerek anlaşılabilir. Ayrıca çevre çekici, renkli olmalıdır. Çocukların çalışmaları sergilenebilmelidir (örneğin resimleri). Fakat çocukların çalışmalarının yanında başka resimler ve tablolar da asılmalı ki çocuklar karşılaştırma yapabilmelidirler. Ayrıca çocuklar başkalarını rahatsız etmeden bir aktiviteden diğer aktiviteye geçebilmeli ve bunu yaparken diğerlerini etkilememelidir. Iyi ayarlanmış bir alan, çocukların aralarında pozitif ilişkiler kurmalarını ve materyallerin de aktif bir şekilde kullanılmasını sağlar. Çocukların kendi aralarında ve diğer kişilerle (öğretmen vb.) pozitif ilişkiler kurabilmeleri, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirttiği güvenlik ihtiyacı ile de doğrudan ilişkilidir.

Bir okulda çocuklar kendilerini güvende hissetmek isterler. Okullardaki alanlar ise çocukların öğrenmelerinde oldukça etkilidir. Binaların yapısı çocukların bireysel ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılayacak olursa şüphesiz çocuklar kendilerini orada daha iyi hissedeceklerdir. Beklentilerle birlikte okul alanlarının tehlikelerden de uzak olması gerekir. Kendisini güvende hisseden bir çocuk hem akademik hem de sosyal olarak daha olumlu davranışlar sergileyecektir.

Sınıf ve okul çevresinin tasarımı çocukların öz saygı, aitlik duygusu ve kendi dünyalarındaki kararsızlık gösteren diğer duygularını kontrol etmede de etkilidir. Çocukların ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanan bir okulda, çocuklar daha doğal ve saygılı davranışlar sergileyecek, bu sayede sınıf düzeninin sağlanmasına da katkıda bulanacaklardır. İklim özellikleri göz önünde bulundurulmak kaydıyla bütün sınıflar veya diğer önemli eğitim ortamları yeterli ışığı almalı ve sınıflar doğu-batı yönünde sıralanmalıdır. Okullarda her zaman ve her yerde gerekli eğitim teknolojilerine ulaşılabilmelidir.

Amerika’da okullardaki ses standardıyla ilgili yapılan bir araştırmada okulların birçoğunun normalin üzerinde ses geçirdiği ve iyi bir öğrenme çevresinin de gürültülü ortam içermemesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu durum, ülkemiz okullarında da zaman zaman ortaya çıkan bir problemdir. Sadece ders zamanında değil, özellikle ÖSS ve KPSS gibi çok önemli sınavlarda bazı illerin yöneticileri, araçlardan kaynaklanan ses kirliliğini ortadan kaldırmak için çeşitli önlemler alabilmektedir.

Günümüzde yapılandırmacılık gibi bazı öğrenme yaklaşımları, öğrencilerin bilgileri pasif olarak almaları yerine, bilgiyi aktif olarak yapılandırmalarını önermektedir. Eğer okulda kullanılan bazı materyaller gerçek hayattan izler taşırsa, bu durum öğrencilerin matematik, müzik, kültür ve sanat gibi alanlara olan ilgilerini daha da artıracaktır. Örneğin, pencerenin üstündeki duvarlarda tanınan bir şarkı sözü ya da müziksel melodiler olabilir. Zemin desenlerinin tasarımında geometrik şekillerden esinlenilebilir.

Okulun ön cephesi toplumun kültür ve geleneklerini yansıtabilir veya lobinin tavanı takımyıldızlarının gizemini yansıtabilir. Giriş, kapı ve pencereler nesnelerin şekil ve biçimleriyle ilgili öğretici bilgiler verebilir. Bu örnekleri okulların amacına göre çeşitlendirmek mümkündür. Örneğin anaokuluna yeni başlayan bir çocuk için, her zaman ilgi ile izlediği bir çizgi film kahramanının resmini gittiği sınıfta görmesi okula olan uyumunu pozitif yönde destekleyebilir.

Bir okuldaki öğrenmelerin yaklaşık % 25’i sınıf dışında gerçekleşir. Öğrenciler hak ve adalet gibi bazı değerleri, ayrıca organizasyon, karar verme gibi bazı önemli becerileri de sınıf dışında öğrenirler. Eğitim ortamlarının tasarımı sadece sınıf alanı olarak algılanmamalı, okul bir bütün olarak ele alınmalıdır. 19 yy. ya da 20. yy. olsun ideal bir sınıfla ilgili devam eden araştırmalarda “temiz hava, havalandırma, sıcaklık, sağlığa uygunluk, akustiklik, doğal aydınlık, görünüm ve gösteriş” in ideal bir sınıf için gereken en önemli kriterler olduğu vurgulanmıştır. Geleceğin okulları ise iki sorunun cevabını verecektir; öğrenme için en önemli koşul nedir ve başarı için en gerekli insan niteliği ne olmalıdır ?

Okulöncesi Eğitim Ortamları

0-6 yaş çocukları, okulöncesi eğitim döneminde yer alan çocuklar olarak adlandırılır. Bu dönemdeki çocukların bulunduğu eğitim ortamı, çocukların ailesi dışında en fazla zaman geçireceği ortamdır. Eğitim ortamının nitelikleri çocukların okul, öğretmen, arkadaş gibi diğer unsurlarla olan etkileşim ve uyumunda önemli bir ekiye sahip olacaktır. Bu yüzden okulların fiziksel donanımı eğitim ortamının nitelikleri açısından çok önemlidir.

Okulların bulunduğu arazi iklim olarak uygun, sakin, tozsuz, demiryolu tesisleri, yoğun trafiği olan yollardan ve hava alanlarından uzak, mümkünse park ve spor tesisleriyle doğrudan doğruya ilişkili olmalıdır. Okula gelen çocukların oturdukları bölgelere göre doğru bir konuma sahip, tehlikesiz bir şekilde giriş çıkış yolları ve genel ulaşım araçlarıyla iyi ilişkili olmalıdır. Çocukların yaşama ve oyun mekanlarının (güneyde) servis mekanlarının (kuzeyde), bakıcıların evinden, kendi ayrı giriş kapısı ile (doğuda) ve ana giriş kapısından açıkça ayrılması gerekir.

Planlamada önemle üstünde durulması gereken noktalar; oyun, sanat ve uyku odalarından tuvaletlere kolayca ulaşılabilmesi, grup odalarının daha küçük veya büyük boyutlarda kullanılma esnekliğiyle tasarlanması, yarı kapalı oyun alanlarına yer verilmesi, merdivenli çözümlerden sakınılması, yoğun ve hızlı trafikten ve hava kirliliğine neden olan etmenlerden uzak, olanaklar el verdiğince doğal ortamlar içinde yer almalarına özen gösterilmesidir. Anaokulları tasarımlarında; çocukların denetimden uzak kalabileceği ince uzun ve girift koridorlu çözümlerden, bodrumdaki tesisat katlarından, fazla kot farkı barındıran bahçelerden, trafikli yollarla direkt temastan şiddetle kaçınmak gereklidir. Ayrıca okulöncesi binalarında balkon olmamalıdır, pencereler çocukların tırmanıp açabileceği ve dışarı sarkabileceği bir şekilde planlanmamalıdır. Bütü elektirik kabloları gizlenmeli, prizler çocukların erişemeyeceği (1,5 m) yükseklikte olmalıdır. Bütün bunların yanı sıra çocukların kayıp düşmelerini engellemek için kurumdaki tüm ıslak zemin kaymayacak malzemeden yapılmış olmalıdır.

Kurumdaki eşyaların çocukların sağlığına zarar vermeyecek şekilde olması gereklidir. Keskin sivri veya kıvrımlı köşeler çocuklar için tehlike oluşturmaktadır. Mobilyaların kenarları ve köşeleri yumuşatılmalıdır. Merdiven varsa basamaklar kaymaz ve yumuşak bir malzeme ile kaplanmalı, kenarlarında tutacaklar olmalıdır. Okulöncesi dönemde sınıf ve eğitim alanları çocukların keşfettikleri, konuştukları, soru sordukları, bilgileri inşa ettikleri, bireysel ya da grup olarak yaratıcı etkinlikler yaptıkları yerdir. Fiziksel çevre, insanın hem davranışını hem de gelişmesini etkilemektedir. Iç ve dış fiziksel çevre çocuğun araştırma ve öğrenme gelişimi ve büyümesi için çok önem taşımaktadır.

Fiziksel alanın ve materyallerin kalitesi çocuğun değişik seviyelerdeki aktivitelere dahil olmasına fırsat tanırken, yetişkin ile çocuk arasındaki ilişkinin kalitesini de etkilemektedir. Bu yüzden iç ve dış çevre, güvenilir, temiz ve çekici olmalıdır. Eğitim ortamı tasarlanırken fiziksel ve duygusal iklim güvenli bir şekilde yaratılmalıdır. Çocukların bireysel ve grup olarak ihtiyaçları değişmiştir. Yetişkinler sınıfları tasarlarken çocukların bu ihtiyaçlarını dikkate alarak, yeni materyallerle, bu eğitim ortamının tasarımını çocuklarla paylaşmalıdır. Fakat burada öğretmenlerin rolü yine de yönetmek ve karar vermek olmalıdır. Okulöncesi sınıfı, çocukların oynayabileceği ve araştırma yapabileceği materyallerle dolu olmalıdır. Sınıf alanında amaçlı ve üretici oyunlara yer verilmelidir. Dodge ve diğerleri (2002)’e göre iyi organize edilmiş bir çevre şu şekilde olmalıdır:

  • Güvenme ve başkalarıyla ilişki kurma,
  • Bağımsızlığı seçme ve ortalığı toparlama,
  • Yaptıkları alıştırmayla ilgilenme, çalışmalarına devam etme,
  • Materyalleri seçip kullandıkça beceri kazanma,
  • Blokların olduğu köşede değişik büyüklük ve şekillerde ve her birinin üzerinde hangi rafta olduğuna dair bilgiler (İşaretler) yer almalı,
  • Evcilik köşesi ya da drama köşesinde değişik şekildeki materyaller öğrencilerin değişik rolleri canlandırmalarına imkan tanımalı,
  • Sanat köşesinde boya, paket, pastel, tebeşir, yapıştırıcı, makas, oyun hamuru ve temizlik malzemeleri olmalı,
  • Masa oyunlarında bulmaca ve değişik oyunlar çocukların şekil yapabileceği, eşleştirebileceği şekilde olmalı,
  • Kum ve su köşesinde çocuklar bazı nesnelerin neden batıp, bazılarının neden batmadığını öğrenmek için değişik etkinlikler yapabilmeli,
  • Kütüphane köşesinde çocuklar, kitapları inceleyebilip, müzik dinleyip ya da kasetlerden hikaye dinleyebilmeli,
  • Müzik ve hareket köşesinde müzik aletleri Cd ya da kaset gibi müzikal  aktiviteler çocuğun müzik dinleme ve değişik hareketleri yapma olanağını sağlayabilmeli,

Çocuklar henüz anaokuluna gelmeden farklı yerlerde farklı davranışlar göstermeleri gerektiğini öğrenmişlerdir. Bu yüzden okulöncesi öğretmenleri çocukların sınıflarını ve eğitim ortamlarını materyallerle donatırlar ve çocukların davranışlarıyla onların eğitim ortamı ile ilgili beklentilerini görürler (33). Eğitim ortamı her çocuğa bu yönüyle bir mesaj verir. Aşağıda fiziksel ortamın çocuklar için hangi anlamı ifade ettiğine dair tablo görülmektedir:

Richard (1998)’den Uyarlanan Mesaj-Çevre İlişkisi

Okullar, öğretmenlerinde öğrenciler gibi kendilerini geliştirdikleri ve yeni tecrübeler edindikleri öğretim alanlarıdır. Yüksek kalitede öğretim ve öğrenme büyük ölçüde kaliteli öğretmenlere bağlıdır; bu yüzden okullardaki öğretim sürecinde öğretmenlere kendilerini geliştirme ve profesyonelleşme konusunda uygun fırsatlar verilmelidir. Bu durum öğretmenlerin özellikle mesleklerindeki ilk yıllarında daha da önemlidir. Davis (1977)’nin belirttiği gibi eğitim ortamlarının kalitesini artırmak için şu noktalara dikkat edilmelidir:

  • Öğretmenler öğrencilerin çalışmalarına ilgi göstermeli ve uygun kişisel yardımı vermelidirler,
  • Öğretmenler beklentilerinde açık olmalıdır,
  • Materyal ve ders içeriği öğrencilerin yaşamlarına ve gelecek hedefleri için anlamlı olarak düzenlenmelidir,
  • İlgiyi devamlı tutmak için çeşitli metot ve materyaller dikkatlice seçilmelidir,
  • Öğrencilerin tartışma, buluş yaklaşımı, bireysel görev ve bazı grup planlamaları içinde yer almaları sağlanmalıdır,
  • Öğretim iyi planlanmalıdır. İdeal bir eğitim ortamının belirleyici unsurları içerisinde öğretmenler yer alsa da fiziksel çevre ve olanaklarının ne kadar önemli olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır. Bu yüzden ideal bir eğitim ortamı aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
  • İyi bir eğitim ortamı için güvenlik öncelikli kriter olmalıdır. Çocukların fiziksel olarak güvenlikleri sağlandıktan sonra, ruhsal güvenliği de ihmal edilmemelidir. Eğitim ortamları çocukların yaşı, ortamdaki çocuk sayısı, öğretim programının beklentileri dikkate alınarak tasarlanmalı, ayrıca çocukların birbirleriyle uyum içerisinde sosyal ilişkiler kurabilecekleri ortamlar olmalıdır.
  • Okulların mimari yapısı iklim, yeryüzü şekilleri vb. kriterler dikkate alınarak tasarlanmalıdır.
  • Okullar tasarlanırken hem çağdaş hem de kültürel unsurlar okulda kendisini göstermelidir.
  • Okul ve sınıfların ses yalıtımına önem verilmeli ve bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır.
  • Sınıflardaki öğrenci sayısı ideal ölçütlerde olmalı, öğrenci sayısı arttıkça ve her öğrenciye düşen fiziksel ortam miktarı düştükçe, eğitim ortamı ve kişiler arası ilişkilerin olumsuz yönde etkilenebileceği dikkate alınmalıdır.
  • Okulöncesi eğitim ortamları hayattan izler taşımalı ve çocuğa yakın çevresinden yola çıkarak çeşitli deneyimler kazandırmalıdır.
  • Eğitim ortamında yeterince materyal, araç-gereç olmalıdır. Yetersiz araç-gerecin öğrenciler arasında ciddi anlaşmazlıklara neden olabileceği dikkate alınmalıdır.
  • Eğitim ortamı değiştirilebilir ve dönüştürülebilir şekilde düzenlenmeli ve çeşitli öğretim model ve yöntemlerine uygun şekilde tasarlanabilmelidir.
Kaynak
A. Oğuzhan KILDAN, Kastamonu Eğitim Dergisi

Aranan İçerikler:


Yorumlarınız..

1 Mesaj var

1 SERAP ANTEPLİ { 24 Haz. 2013 - 20:23 }

Sevgili Meslektaşlarım, paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederim.Alanda uzun yıllardır bulunmaktayım. Yaşanmışlıklarım ve gözlemlerim kuramsal bilgilerin yanı sıra içeriğe yönelik yaşantısal örnekler ,yapılan uygulamaların paylaşılması, etkinlik örneklerinin anlatılmasına gereksinim vardır. Yaratıcı , akılcı ve üretgen bireyler yetiştirmek dileğiyle.


Mesaj bırak