kaplumbagalar-da-ucar-film

Savaş(ın) Çocukları

Dün sabah mail kutuma düşen ÇARE-DER(Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği) Bülteni şiddet özel sayısını bir çırpıda okudum. Şiddet konusunu tüm yönleriyle ele alan bültendeki bütün yazılar oldukça etkileyiciydi. Psk.Deniz Akyıl Sokullu’nun ‘Kaplumbağalar Da Uçar’ filmiyle ilgili yazısını ise kendisinden izin alarak sizinle de paylaşmak istedim. Filmi henüz izlemedim, fakat Deniz Hanım’ın yazısının son cümlesi filmi anlamaya yetti:

“Kim bilir belki tam şuan da bir çocuk bir mayına basıyor, buralardan duyulmuyordur.”

ÇARE-DER Şiddet Özel Bültenini indirmek için tıklayınız.

Kaplumbağalar da Uçar!

-Artik yabancı mısınız?
-Bizi ayirdilar…

Her gün defalarca tanık olduğumuz şiddet görüntüleri, çocuklara yönelik olduğunda daha da etkilenir, Filistin’de savaşın orta yerinde büyüyen çocukların yaşama mücadelesine yüreğimiz el vermez, ekrandan bile bu görüntülere şahitlik etmekten suçluluk duyarız.

“Ellerine geçen herşeyi, gaz maskelerini, mayınları, tüfekleri oyuncağa dönüştürüveriyorlar.”

Çocukların şartlara göre nasıl roller üstlenebileceğini; savaşa bile uyum sağlayabileceklerini gösteren İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi’ nin, “Kaplumbağalar da Uçar” filmi “savaş ve çocuk” konusu üzerine bizleri “yaşıyor” olmaktan utandıran filmlerden biridir. Saddam Hüseyin’in düşüşünden sonra Irak’ın kürt bölgesinde çocukların yaşadıklarını anlatan film; her karesinde, her diyaloğunda, kullandığı her sembolde seyirciyi savaşın çarpıcı sonuçlarıyla hesaplaşmaya sürüklüyor “savaşı göstermeden”. Çocukların göçmenliği, yersiz yurtsuzluğu, kendilerini evlerinde dahi yabancı hissetmelerine sebep olan siyasi iklimde, çocuklar oyun oynuyor, kavga ediyor, ağlıyorlar, gülüyorlar savaşın gerçekliği, çocukların da gerçekliği oluveriyor. Ellerine geçen herşeyi, gaz maskelerini, mayınları, tüfekleri oyuncağa dönüştürüveriyorlar. Biliyoruz ki şiddeti birebir yaşayan çocuklar bir süre sonra bu durumu içselleştirmekte ve yaşam biçimi haline getirmektedir (Hatun & Çağlayan, 2004).

20. yüzyılda 100 milyondan fazla kişi savaştan ve iç çatışmadan etkilenmiştir. Bununla beraber savaştan en çok çocuklar etkilenmekte; en duyarlıları da 5 yaş altı çocuklar olmuştur. “Geçtiğimiz son 10 yılda, 2 milyondan fazla çocuk savaş bölgesinde ölmüştür” (Southall D.;1998:1549-50) Çatışmalar esnasında çocuk ölümlerinin %95’i açlık ve hastalık nedeniyle, %5’i ise travma nedeniyle olmuştur (Plunkett M.C.;1998:72-7).

Filmdeki mülteci kampının çocukları genel olarak nereye ait olduklarını, ileride ne yapacaklarını bilmeyen ama bunu henüz gerçek bir felaket olarak göremeyecek kadar “çocuk” olduklarından, para kazanmak için sınırdaki mayınları toplarlar. Anneleri, evleri, kolları, bacakları yoktur bu çocukların…

Savaşların sonucunda çocuklarda korkular, uyku problemleri, posttravmatik stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, depresyon, madde bağımlılığı, başkalarına veya kendine zarar verme eğilimleri görülmektedir.

Çocukların uğradığı travmaların birçok çeşidi vardır. Psikolojik, fiziksel ve cinsel travmalar çatışma sırasında en çok çocukların maruz kaldıkları ve yaralandıklarıdır. Bu travmalardan en çok psikolojik olanı çocukları etkilemektedir. Bu psikolojik etkiler çocuğun; cinsiyetine, yaşına, kişilik özelliklerine, kültüre ve önceki deneyimlerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Çocukların yaşadığı fiziksel şiddet, kayıplar, desteklerin yok olması da büyük ölçüde onları etkilemektedir. Yaşanılan bu travmatik durumla birlikte birçok kayıp olmaktadır. Bu kayıplar; özgüven, özsaygı, güven duygusu, hayaller, umutlar, dünyayı algılayış biçimidir. Savaşların sonucunda çocuklarda korkular, uyku problemleri, posttravmatik stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, depresyon, madde bağımlılığı, başkalarına veya kendine zarar verme eğilimleri görülmektedir (Hatun & Çağlayan, 2004).

Savaş-çatışma gibi travmatik süreçlerde çocuklara savaş sonrası destek sağlamak için sosyal, ekonomik ve duygusal destek vermek, acil ihtiyaçları karşılamak, güven duygusunu, bütün olumsuz yaşam olaylarına rağmen geliştirmek önemlidir.

“Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum”.

Yönetmenin amacının savaşın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatmak olduğunu filmin sonunda eklediği şu yorumunda anlıyoruz: “filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum”. Bizler de filme, yönetmene ve çekilen acılara saygı duyduğumuzu;- içinde boğulduğumuz kendi hayatlarımıza rağmen- hep farkında olarak, hafızasızlık göstermeden, kısacası unutmadan gösterebiliriz. Kimbilir belki tam şu anda bir çocuk bir mayına basıyor, buralardan duyulmuyordur…

Psikolog Deniz AKYIL SOKULLU

Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği(Çare-Der) Üyesi

deniz_akyil@hotmail.com

www.ailerehber.org

 

Kaynaklar
Hatun Ş. &Çağlayan Ç. (2004). Çocuk ve Savaş. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı.
Plunkett M.C.(1998) Southall D.War and children Arch Dis Child. 78:72-77
Southall D. Abbasi K. (1998) Protecting childeren from armed conflict BMJ;316:1549-1550
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir