yaraticilik

Yaratıcılık Nedir?

Günümüz insanı sürekli değişim ve rekabetin egemen olduğu bir dünyada yaşamını sürdürmek zorundadır. Böyle bir ortamda yaşayan bireyin, karşılaştığı sorunlara çözüm yolları bulabilmesi, yaratıcı düşüncenin geliştirilmesi ile mümkün olabilmektedir. Yaratıcık, insan yaşamının ve gelişiminin tüm yönlerinin temelini meydana getirmektedir.

Yaratıcılık, bir ürün değil, bir süreçtir ve belli bir amaca yönelik olan yaratıcılık süreci sonucunda, genellikle, sözel ya da sözel olmayan, somut ya da soyut değişik bir nesne ya da düşünce ortaya çıkmaktadır. Yaratıcılık, insan beyninin aldığı dürtüler sonucunda ortaya çıkar ve beynimize bu dürtüleri sağlayan uyarıcılar kişiden kişiye değişir. Bireyin bu dürtüleri daha kolay algılaması, bireye gelen dürtünün kuvvet ve derecesine bağlıdır. Birden fazla duyuya hitap eden dürtü elbette diğerlerinden daha çabuk algılanacaktır.

Yaratıcılık kavramının Batı dillerindeki karşılığı “kreativitaet, creativity” dir. Latince “creare” kelimesinden gelir. Bu kelime, “doğurmak, yaratmak, meydana getirmek” anlamındadır.

Yaratıcılık, eleştirel bakmak, yeni önermelerde bulunmaktır. Daha önce aralarında ilişki kurulmamış nesneler ya da düşünceler arasında ilişki kurulmasıdır. Alışılmışlığın, bilinenin dışında, farklı, yeni, özgün olmak, problemi görmek, farklı çözüm yollarından giderek yeni sonuçlar çıkarmaktır. Yaratıcı düşünmenin dört boyutu vardır:

  • Akıcılık: Üretilen uygun düşünce sayısı ve ya problem için birçok alternatif geliştirme becerisidir.
  • Esneklik: Farklı kategorilere giren düşünce üretme yeteneği ve ya problem çözümünde yaklaşımları değiştirmedir.
  • Özgünlük: Eşsiz, rastlanmayan, akıllı düşünceler yaratma yeteneği ya da yeni özel çözümler getirme becerisidir.
  • Zenginleştirme: Düşünceyi tamamlayarak geliştirme, ayrıntılara girebilme, yanıtlar ekleme yeteneğidir.

Yaratıcılık sıradan bir şeyin sıradan olmayan bir biçimde farkına varmaktır.
(National Geographic Dergisi Yazar ve Fotoğrafçısı Dewitt Jones)

Okul Öncesi Dönemde Yaratıcılık

Yaratıcı potansiyelin en üst düzeyde olduğu okul öncesi dönemde çocukların yaratıcılıklarının desteklenmesi önemlidir. Okul öncesi eğitim, çocuğun doğumundan itibaren ilköğretim çağına kadar olan tüm yaşantılarını içeren eğitim sürecidir. Okul öncesi eğitim dönemini kapsayan ilk altı yaş, çocuğun bedensel, bilişsel, dil, psiko-motor, sosyal ve duygusal gelişim alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiği, özbakım becerilerinin kazanıldığı ve kişilik yapısının biçimlenmeye başladığı önemli bir dönemdir. Bu süreç içerisinde kazanılan davranış biçimleri, tüm yaşam boyunca devam etmektedir. Bu nedenle bu dönemin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi, sağlıklı, mutlu ve yaratıcı bireyler yetiştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Yaratıcılık, önceden biçimi ve hiçbir yüzü olmayan bir şeyin varlık kazanmasıdır. (Read)

Her çocukta yaratıcı olma yeteneği bulunmakta ise de yaratıcılığın sürekliliği, derecesi ve ortaya çıkışı bireyden bireye farklılık göstermektedir. Kendine özgü yaratıcılığı sayesinde çocuk, olayları kendisine göre yorumlayarak ve anlatımda kendisine has kelime, fikir, hareket, çizgi ve renkler kullanarak kendi iç dünyasını yansıtmaktadır.

Bu dönemde çocuğa sunulan eğitim fırsatları çocuğun gelişimine olumlu katkı yapmaktadır. Yapılan bir çalışmada, okul öncesi dönemini etkili bir şekilde geçiren çocukların beden, zihin, dil, sosyal ve duygusal gelişim alanlarında diğer çocuklara göre daha ileri oldukları, erken yıllarda kişiliklerinin gelişmeye başlamasıyla ilişkili olarak okula ve çevreye uyumda daha az sorun yaşadıkları belirlenmiştir.

Çocuklar okul öncesi dönemde tüm yaşantılarını adeta birbiri üzerine koyarak biriktirir, bunlar arasında ilişki kurmayı başarır. Bunun başarılabilmesi, bir yandan olgunlaşmaya bir yandan da verilecek eğitime bağlıdır. Okul öncesi eğitim, çocuğun benlik kavramını, kendini ifade etmesine fırsat verecek ortamlar hazırlayarak öz denetimini geliştirir ve kendine güvenli bağımsız bir kişilik kazanmasına yardımcı olur, çevre uyarıcıları sunarak çocuğun akıl yürütme yeteneğini, yaratıcılığını ve hayal gücünün gelişimini destekler.

Kassel Üniversitesi’nden Prof. BOSH’a üniversiteye 25 öğrenci almasını söylemişler. Başvuru 400 kişi olmuş ve BOSH hepsini almış. İtiraz edilince de “Yeteneksiz insan yoktur, farklı yeteneklerde insan vardır” demiş. Tüm eğitimcilerin bu ayrıcalığı bilmeleri gerekir. Seçme, yorumlama ve yenileme çerçevesinde öğrenci bir kavramı, bir duyguyu, düşünceyi, bir algıyı kendi seçtiği malzemeyle gerçekleştirir. Ama bu seçim eğitimci tarafından yatsınırsa öğrenci kişiliği de yatsınmış demektir. Ortak çalışmanın boyutu çok önemlidir. Ancak kişiliği , beğeni zorlamasına taşımamalıdır.

Toplumun gelişmesinde itici güç olan yaratıcı bireylerin bu özelliklerini kaybetmemelerini sağlamak için değişik yöntemler uygulanabilir. Bu yöntemlerin başında çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve dilsel gelişimine etkisinin yanında onun hayal gücünün, yaratıcılığının gelişiminde de önemli bir yeri olan oyun yer alır.

Bu amaçla formal eğitim süreci öncesinde yaratıcılığın geliştirilmesini sağlayacak değişik oyunlar oynanabilirken, eğitim süreci içinde yaratıcılığı geliştirmeye yarayan eğitsel oyunlar kullanılabilir. Eğitsel oyun, çocuğun çocuktan, kendi kişisel deneyiminden, çevresiyle ve nesneyle etkileşimi sonucu öğrenmesine olanak tanıyan çok boyutlu yaratıcı bir öğrenme sürecidir. Özellikle okul çağındaki çocukların kişisel özellikleri doğrultusunda bilinçli olarak, merak uyandırıcı ve yaratıcı oyunlara yönelmeleri bilimselliğin temelini oluşturur.

Eğitim Sürecinde Yaratıcılık

Kim temelde öğretmense, öğrencileriyle ilgili bütün her şeyi ciddiye alır, kendini bile… yetenekli olmak yetmez: buna izin vermemiz de istenir. NIETSCHE

Eğitimin en önemli amaçlarından biri sosyal yönden yararlı kavram ve tutumlar oluşturmakla beraber, öğrenciden gerçekleştirmesi istenen nihai hedef yaratıcılıktır. Öğrenci yaratıcılığını engelleyici veya teşvik edici çevresel koşullar büyük ölçüde eğitim programları ve öğretmen tarafından etkilenmektedir. Özellikle yaratıcılığın temellerinin atıldığı yıllar okulöncesi eğitim ve ilköğretim yıllarıdır. O halde gerek ana-baba ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlerin, gerekse öğretmenlerin, çocuğun bu yıllarını iyi değerlendirmeleri ve yaratıcı nesillerin temellerini oluşturmaları gerekir.

21. yüzyılda bireyin çok yönlü gelişiminde “öğrenmeyi öğretmek” kilit kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğrencilerin ileride hatırlayacakları, tek şey, büyük bir olasılıkla, öğretmenlerinin kafalarına yükledikleri bilgiler değil, onlara düşünmeyi, eleştirmeyi, problem çözmeyi, öğrenmeyi öğretip öğretmedikleri olacaktır.

“Tanınmış bir sanatçımızın öğrencilerine ait olan bir sergiye gitmiştim. Odanın ortasında kendi etrafımda dönerek izlerken çalışmaları, birinin önünde duraladım. Resim, öğretmenin mi yoksa öğrencisinin mi diye bir türlü karar verememiştim çünkü. Sergiyi bekleyen bir hanım resme sürekli baktığımı görünce “o resim, öğretmenin en başarılı öğrencisinin “ dedi. Başarıya bakalım, öğretmenin çalışmasına en çok benzeyen, yani tamamen kendi kişiliği yok olup öğretmenin yapısına bürünen öğrenci en başarılıydı.”  (Aktaran, Tülay Çellek)

Öğrencilerin yaratıcılığının geliştirilmesinde eğitim dünyası içinde bulunan herkese büyük görevler düşerken, en büyük görev öğretmenin öğrencilerine karşı gösterdiği tutum ve davranışlarında yatmaktadır. Öğretmenler, öğrencilerinden gelecek yeni düşüncelere, fikirlere açık olmalı ve bu fikirlerin gelişmesini özendirmelidir.

Yaratıcı ama zekâ yönünden üstünlüğe sahip olmayan öğrenciler bir kenara itilmemelidir. Üstün zekâlı öğrenciler her öğretmenin gözde öğrencisidir. Yaratıcı yeteneğe sahip öğrenciler ise olumsuz davranışlarından dolayı bir kenara itilmektedir. Öğretmen beklediğinden farklı bir cevap alınca değerlendirmede sıkıntı çeker ve kolay karar verememek onu huzursuz eder. Bu nedenle öğretmenlerin yaratıcılığın ne olduğunu ve yaratıcı yeteneğe sahip öğrencilere nasıl davranılması gerektiğini iyi bilmelidir.

Sınıflarda yaratıcılığın geliştirilmesi için sıra dışı fikirlerin açıklanmasına imkân sağlayacak tehdit edici olmayan bir atmosferin sağlanması, yaratıcı fikirler ya da ürünleri öğrencilerin ortaya atmaları için ödüllendirme ve kişisel yönelimli öğrenme fırsatların sağlanması gerekmektedir. Öğrencilerin yaratıcılıklarının desteklenmesi için aşağıdakilere dikkat etmek önemlidir.

  • Öğretim materyallerinde ve öğrenci anlatımında çeşitlilik sağlama,
  • Yaratıcı başarıya yönelik olumlu tutum geliştirme,
  • Devamlı yaratıcı anlatımı destekleme,
  • Yardım ve geribildirim sağlama

Yaratıcılığı geliştirmede uygun sınıf atmosferi ve geribildirim sağlamanın yanında çocuğun dünyasının vazgeçilmezi olan oyunlardan da faydalanılabilir. Yaratıcılığın bireyin dünyaya gelmesi ile başladığı ve ilk yıllarda daha yoğun bir şekilde ortaya çıktığı bilinen bir gerçektir. Özellikle oyun çağında ve somut işlem döneminde olan çocuklar için yaratıcılığı geliştirme oyunlarla daha üst seviyelere çıkarılabilir.

Yaratıcılığı geliştirmek için eğitsel oyunlar, hedeflenen kazanımlara ve kişinin hazır bulunuşluk düzeyine göre sınıf ortamında kullanılabilir. Bunun için okul bahçeleri, sınıflar, park ve boş alanlar bu tür etkinlikler için açılmalı buralar yeniden düzenlenebilir. Ayrıca; beyin fırtınası, nitelik sıralama, metafor kullanma, yaratıcı drama ve sinektik gibi tekniklerde yaratıcılığı geliştirmektedir.

Yaratıcılığın Önündeki Engeller

Eğitimde yaratıcılığın öneminden bahsettikten sonra yaratıcılığı engelleyen faktörleri de şöyle sıralayabiliriz;

  • Duygusal engeller: Utangaçlık, aptal yerine konma korkusu, yanlış yapma korkusu, belirsizliklere karşı hoşgörü yetersizliği ve aşırı özeleştiri gibi insanların kendi kendilerine koyduğu engeller,
  • Kültürel engeller: Toplumsal değerler bir kültürden diğerine değişmektedir. Bazıları yaratıcılığı desteklediği gibi bazıları da engellemektedir. Hayal etmenin boşa harcanan zaman olarak kabul edilmesi, oyunun sadece çocuklar için olduğunun düşünülmesi, vb. kültürel engellere örnek olabilir.
  • Öğrenilen engeller: Eşyaların kullanımı (fonksiyonel kalıplaşma), anlamların verilmesi, ihtimallerin beklenilmesi ve kutsallaşmış tabularla ilgili gelenek engelleri kapsamaktadır.
  • Algılama engelleri: Açıkça görülen şeyleri sorgulamama, fazla hızlı değerlendirme, tek bir geçerli sonuç bulma zorunluluğu gibi engelleri kapsar
  • Yüklü program engelleri: Kalıplaşmış konular yığını olan ve belli süre içinde tamamlanması gereken eğitim programları da yaratıcılığa engel olmaktadır.

Yaratıcılığı geliştirmeyi engelleyen duygusal engellerden sayılabilecek olan bir engel de kendi kendimize getirdiğimiz sınırlamalardır. “Yaratıcı bir insan olduğuma inanmıyorum, bu yüzden de yaratıcı bir insan değilim” gibi sözler yaratıcılık için engeldir. Her insan yaratıcılık deryasının içindedir. Bu deryada ilerlemek için bireyin ilk olarak yaratıcı olduğunu, ikinci olarak da yaratıcı potansiyelini artırabileceğini kabul etmesi gerekir.

Yaratıcılığı hem bir süreç, hem de bu sürecin sonunda ortaya özgün bir ürün koymak olarak ele alabiliriz. Özgün ürün, yeni, tutarlı, sorun çözücü ve benzersiz özelliklerden en az biriyle donatılmış olmalıdır. Özgün bir ürün ortaya koyabilmek için, kişinin üzerinde çalışacağı alanın bilgi, beceri ve duyuşlarıyla donanmış olması gerekir. Bu alanlardaki eksiklik ve yanlışlıklar yaratıcılığı engelleyebilir. Kişinin çalışacağı alana ilgi duyması, zaman ayırması, severek çalışması gibi duyuşsal özelliklere sahip olması gerekir.

Yaratıcı bireyin özelliklerinden birkaçı;

  • Başarılıdır,
  • Yaratıcı insan düzen gereksinmesi ile güdülüdür,
  • Meraklıdır,
  • Öz kanıtlama içersindedir.
  • Özgürdür,
  • Yüksek üretim gücüne sahiptir,
  • Kuşkuludur,
  • İlgi alanları çok yönlüdür,
  • Estetiksel yargı içindedir,
  • İçe dönük bir yapısı olabilir,
  • Coşkuludur,
  • Önsezilidir,
  • Etkileyendir.
Kaynaklar
Sinan Ayan ve Hakan Dündar, Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi
Münevver Can Yaşar ve Neriman Aral, Kuramsal Eğitimbilim Dergisi
Yrd. Doç. Dr. Türkan Öncü,  http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/34/971/11960.pdf
Tülay Çellek, Sanat ve Bilim Eğitiminde Yaratıcılık, http://elyad.baskent.edu.tr/pivolka/pivolka08.pdf
Kürşat Yenilmez ve Belma YOLCU,  http://www.manas.kg/pdf/sbdpdf18/07_Yenilmez.pdf
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir