yatakta_misafir_var

Yatakta Misafir Var!

Çocukların anne babaları ile uyuması ülkemizde sık görülen bir durum. Erken bebeklikten başlayarak, çocukluğun ilerleyen dönemlerine kadar devam edebilen bu alışkanlığın, gelişim üzerinde olumsuz etkileri olabiliyor.

Anne baba ile birlikte yatmanın çok çeşitli nedenleri var. Bu alışkanlığın olumsuz etkilerinden korunmak için öncelikle bu nedenleri tespit edip ortadan kaldırmak önemli.

Bazı ebeveynler çocukla birlikte yatmayı çok normal bir davranış olarak görüyorlar. Ancak büyümesine rağmen çocuğun annesiyle ya da babasıyla yatması bir sorundur. Bu nedenle bu durumu gözden geçirirken öncelikle ebeveynlerin birlikte yatmayı sorun olarak görüp görmediğinin değerlendirilmesi gerekir.

Birlikte yatmak anne-çocuk ilişkisinin içerdiği alanlardan bir tanesi olarak ele alınabilir. Bu davranışın altında öncelikle anne tutumunun ve duygusunun önemli yer aldığını aklımızda tutmamız gerekiyor. Birçok anne bebeğin gereksinimlerini daha kolay sağlamak ve bu arada ekonomik davranmak için bebeği ile aynı yatağa giriyor.

İlerleyen zaman içinde de bu tutum bebek için bir alışkanlık haline gelebiliyor. Bebeklik süresi içinde anneden ayrı yatma alışkanlığı kazandırılmamış bir çocuğun ilerleyen yaşlarda anne ile birlikte yatmak istemesi ise çocuğun bir huzursuzluk içinde olduğunu aklımıza getirmeli. Huzursuzluk çocuğa ait olabileceği gibi anneye, aileye, hatta daha geniş anlamda sosyal çevreye ait olabiliyor.

Birlikte yatma erken bebeklik dönemlerinde başlayabileceği gibi okul çağındaki çocuklarda da görülebilen bir davranıştır. Erken bebeklik döneminde başlayan birlikte yatma davranışında anne-baba tutumları rol oynarken, daha ileri yaşlarda çocuğun huzursuz olduğu etkenler öncelikle karşımıza çıkıyor.

Eğer çocuktan birlikte yatma teklifi geldiyse, hemen kabul edilmesi ya da reddedilmesi öncesinde hangi nedenle birlikte yatma istendiğinin soruşturulup aydınlatılması gerekiyor. Bir kez ortaya konduktan sonra bu nedenin ortadan kaldırılması için çaba gösterilmeli.

Sıklıkla korkan çocuklarının korkularını yenmeleri için kendilerini öne süren anne babaların bu tutumları birlikte yatma alışkanlığını başlatabilir. Korku gidermek için birlikte yatmak yerine biliniyorsa korkuyu ele almak ve konuşmak daha sağlıklı sonuç verecektir. Geçici olarak korku ile baş etmekte yardımcı olabilen birlikte yatma davranışı, korkuyu gidermeyeceği gibi pekişmesine de yol açacaktır. Bu süreçte çocuğun güven duygusu zedelenecek, kendisini güçsüz ve yetersiz hissetmesine yol açacaktır.

İlk 1 Yıl Çok Önemli

Neredeyse her anne-babanın bir dönem sorunu olmuştur, yalnız yatmak istemeyen çocuklar. Yaşamın ilk bir yılı, çocukta temel güven duygusunun geliştiği dönemdir. Çocuk hayatının bu ilk yılında annesinin yanında olmasına, sevgi gösterilmesine, bakım verilmesine çok ihtiyaç duyar. Çocuğun gereksinimlerini ifade etme, dış dünyayı tanıması ve beslenmesinde en önemli aracı bu dönemde ağız ve dudaklardır. Bu nedenle emzirmenin de sadece çocuğunuzun beslenmesi açısından değil, hem sizinle tensel bir temas sağlaması hem de gerginliklerinin giderilmesi açısından önemi büyüktür. Bu dönemde çocuğunuzun ulaşabileceği en yakın yerde olmanız, çocuğunuzun bu gereksinimlerinin sağlanmasında önemlidir. Annesi, ihtiyaç duyduğunda yanında olmayan bir bebek, ciddi bir kaygı ve gerginlik yaşamakta, annesi yanına geldiğinde ise bir rahatlama yaşamaktadır.

Çocuğunuzda “temel güven duygusu”nun oluşabilmesi için özellikle hayatın ilk bir yılında ayrılık dönemlerinin kısa süreli olduğunu ve sizin yanında olmasanız bile bir süre sonra geleceğinizi ve ayrılıkların geri dönüşümlü olduğunu öğrenmesi gerekir. Bu öğrenildikten sonra, çocuğunuzda güven ve umut duygusu gelişir. Bundan sonraki dönemde çocuğunuz için ayrılıklar daha az kaygı verici bir hal almaya başlar ve onda yarattığı gerginlik eskiye göre çok daha kolay katlanılabilecek düzeylere iner. Çeşitli nedenlerde çocuğunuzun hayatının bu ilk yılı, uzun süreli ayrılıklar ve ilgisizlik ile geçerse, ileriki yıllarda yakın ilişkilerinde güvensiz, sıcak ilişki kuramayan, kaçıngan, içe dönük veya empatiden yoksun bir yapı sergileme eğiliminde olur.

İşte tüm bu nedenlerle ve ayrıca çocuğunuzun uyku uyanıklık alışkanlığı, beslenme alışkanlığının oluşturulması ve sizin buna uyum sağlamayı öğrenebilmeniz için, bebeğinizin özellikle ilk bir yılında, birlikte yatmanıza ihtiyacı vardır. Bu yaştan sonra çocuğunuz, artık annesi ve babası ayrı odada olsa da, kendisine kolayca ulaşabildikleri takdirde ayrı kalabilmeye alışabilmektedir. Kısaca şunu söyleyebiliriz ki eğer imkanlar elveriyorsa, çocuğunuz 1 yaşından sonra artık sizden ayrılmaya hazır hale gelebilmektedir.

Temelde ayrı odada yatabilme becerisinin gelişmesi, çocuğunuz için tıpkı yürümek, koşmak, kaşık tutabilmek gibi çok keyif verici, bağımsızlaşmayı ve bireyselleşmeyi gösteren ve öz güveni arttırıcı gelişmelerdir. Çocuğunuzun ayrı bir odada yatabilmesi özellikle kreşe ve okula başlama süreçlerinin rahat geçirilmesini sağlamaktadır. Başlangıçta kaygı yaratabilecek “kendi odasında yatma deneyimi” zaman geçtikte ve tekrarladıkça kaygının giderek azalmasıyla birlikte gurur verici bir eyleme dönüşecektir.

Size Düşen Görevler

Bu geçiş dönemlerinde size düşen görev, çocuğunuzun yaşayabileceği endişeyi anlayabilmek, destekleyici ve cesaretlendirici olmaktır. Çocuğunuzun herhangi bir başarısız deneyiminden sonra sizin de kaygılanmanız ve katı davrandığınız düşüncesiyle suçluluk duygusuna kapılmanız, çocuğunuzun bir sonraki girişimi için cesaret kırıcı olacaktır. Örneğin; kendi odasında yatmaya başlamış çocuğunuzu, herhangi bir korkulu rüya sonrasında tekrar odanıza geri almanız yanlış bir davranıştır. Bunun yerine bir süreliğine yatağının yanında oturarak, çocuğunuzun başını okşayıp rahatlattıktan sonra uyumasını sağlamak daha doğru davranış olacaktır. Ayrıca çocuğunuzun odasının ayrılmaması; sizin, eşinizin ve çocuğunuzun yatış saatlerinde değişikliklere neden olacak, ebeveynler olarak sizler ayrı odalarda yatmak durumunda kalabilecek, bu da sizin ilişkinizi olumsuz etkileyebilecektir.

Alıntıdır.
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir